Noam Chomsky: Amerikan Müdahaleciliği (Book Review)
Chomsky’ye göre “ Egemen medya bağımlı olduğu kesimin, dünya nüfusunun çok küçük, gerçekten çok küçük kesiminin çıkarları ekseninde bilgiyi değişik işlemlerden geçirir ya da doğrudan gizleme gereği duyar, hatta duruma göre olmayan bilgiler icat eder.” Bu bağlamda dünya insanlarının durumlara yorum getirmeleri çok zordur. Meseleleri ancak medyanın gözünden takip eden halklar da tek taraflı bir bakış açısıyla tam değerlendirme yapamamaktadırlar.Dünyada var olan savaşlara ve çekişmelere de tek bir gözden bakabilmektedirler. ABD’nin siyasi ve ekonomik gücü de medyanın yönlendirilmesi bağlamında çok etkilidir. Bütün dünya Endonezya ve Doğu Timor meselesini, Filistin intifadasını, Kolombiya ve Türkiye’deki olayları bu tek gözden görmektedir. ABD’nin bu bölgelere olan müdahaleleri de Chomsky’nin bakış açısıyla, buna muhalif olarak, açıklanmaktadır. Bu gizli müdahaleler silah satışı ve siyasi baskı olgularıyla açıkça görülmektedir ona göre.
Uluslararası hukuk güçlüler tarafından daima küçümsenmiş ve zayıflar tarafından desteklenmiştir. ABD hukuku kendi için kullanmış ve kullanmaya devam etmektedir.
ABD’nin resmi siyasi görüşü bu dünyada bazı haydut devletlerin varolduğu tezine dayanır, bu da ona, süper güç olarak, bu ülkelere bazı müdahalelerde bulunma izni vermesi anlamına gelmektedir. Dahası istediği ülkeye bu etiketi yerleştirerek müdahalesini meşru bir zemine oturtmaktadır. Bu müdahaleler de dünya düzeninin ve barışının korunması düşüncesine dayandırılmaktadır. Örneğin Irak bir “haydut devlettir” bu da ona ambargo ve zaman zaman da askeri müdahalelerde bulunma imkanı vermektedir. ABD’nin yakın müttefiki İngiltere de bu müdahalelere etkin olarak katılmaktadır. Şu da unutulmamalıdır ki Irak-İran savaşı sırasında ABD etkin olarak Irak’ı destekledi ve kimyasal silah kullanımını teşvik etti. Şimdi ise Irak bir “haydut devlet” kategorisindedir.
“Haydut Devlet” kavramını soğuk savaş sonrası dönemde yeni düşmanların yaratılması ve gücün bir şekilde gösterilmesi olarak değerlendirmektedir Chomsky. Bu yeni düşmanlar Küba, Libya, Irak, Afganistan,Nikaragua, İran, Sudandır. Oysa bu ülkelerden bazıları ABD ile sıkı ilişkiler içersindeydi. Örneğin Saddam ve ABD arasında iyi bir ticaret ve askeri işbirliği vardı, hatta İran ile savaş sırasında desteklenmişti. Ancak çizginin dışına çıkması ve bu işbirliğine güvenip Kuveyt’e saldırması onu gözden düşürdü ve bir numaralı düşman haline getirdi. Nikaragua’da da General Noriega ABD himayesindeyken daha çok suç işlemiştir ancak çizgi dışına çıkması onu da düşman haline getirmiştir. Afganistan’ın Sovyetler Birliğine karşı savaşı sırasında da ABD ile sıkı bir müttefikti ve hatta Rusya’ya AMD silahlarıyla karşı koymuştur. Taliban organizasyonu da desteklenmiştir ancak daha sonra kendi uygulamalına dönen Taliban yönetimi Afganistan’ı “haydut devlet” haline getirmiştir.
Bütün bu olaylara farklı bakabilmek ve genelin göremediği şeyleri sezip görmek ve söylemek entelektüel olmanın bir şartıdır Chomsky’ye göre. Gazete makaleleri ve başlıklarının aslında olaylar hakkında ipuçlarını verdiğine değinmektedir Chomsky.
Balkanlardaki kriz ve onun savunmasını Clinton şöyle açıklamıştır :”Yugoslavya’yı bombalayarak değerlerimizi savunduk, çıkarlarımızı koruduk ve barış davasını ilerlettik.” Oysa Chomsky’ye göre asıl zarar ve insanlık suçları bundan sonra artış göstermiştir ve etki tepkiyi doğurmuş daha çok insan zarar görmüş yada öldürülmüştür. Birçok insan da ülkelerinden sürülmüş komşu Makedonya ve Arnavutluk topraklarına sığınmışlardır. Bombalamanın komutanı General Clark da bu tepkiyi tamamen” öngörülebilir” olarak nitelemiştir. Bu aşamada Arnavutların gayri resmi ordusu UÇK da faaliyetlerini arttırmış ve daha şiddetli çarpışmalar olmuştur. Bombardıman ve BM gözlemcilerinin çekilmesiyle de çatışmalar daha da şiddetlenmiştir. Dahası Sırbistan’da yeşermekte olan demokratik muhalefet de yok edilmiş ve sadece güç ve milliyetçilik temellerine dayalı hükümetlerin ve uygulamaların var olabilmesi mümkün olmuştur.
Türkiye ve Kürt meselesi konusunda da Chomsky görüşlerini bildirmiştir, hatta bu durumu skandal olarak nitelendirmiştir. Chomsky’ye göre “…1994 yılı Türkiye’de iki rekora tanıklık etti : Jonathan Randal’ın bölgeden geçtiği habere göre, 1994 Kürt bölgelerinde baskının en çok arttığı yıldı ve Türkiye’nin Amerikan askeri teçhizatının en büyük ithalatçısı haline geldiği, böylece dünyanın en büyük silah alıcısı olduğu yıl oldu.” Türkiye ABD’nin ileri karakoludur. Türkiye 10,000 kişilik bir güçle kuzey Irak’a bile girmiştir.
Doğu Timor konusu da dünya basınını oldukça fazla meşgul etmiş ve uzun yıllardır devam etmektedir. 2002 yılında Doğu Timor’da bir yönetimin kurulmasıyla çözümlenmiş gibi görülmektedir. Doğu Timor 1975 yılında Endonezya tarafından işgal edilmişti. Özellikle 90’lı yıllar boyunca General Suharto’ya ABD’ce verilen destekle 260,000 kişi Endonezya’nın çeşitli bölgelerine göç ettirilmiştir. “Açıklaması olmayan kayıplar” da söz konusudur. Bilindiği gibi Endonezya ordusu ABD’li eğitmenlerce eğitilmektedir. Ancak 1991 yılındaki Dili katliamı sonrası bu sona ermekle destek sona ermedi.
Kolombiya da 1999’da Türkiye’nin yerini alarak ABD’den en fazla askeri ve polis yardımı alan ülke haline geldi. Buna rağmen yerel direnişi kıramadı ve her yıl 3000 dolayındaki ölü ve 300,000 kişilik mülteci sonucu yaratıldı. ABD’nin desteği Kennedy döneminden beridir devam etmektedir. O dönemlerde komünizme karşı olan hareket bugün “uyuşturucuyla savaş” adı altında devam ettirilmektedir. Oysa Kolombiya bir zamanlar önde gelen buğday üreticilerinden biriydi, şimdi ise bu tarlalarda uyuşturucu yetiştirilmektedir. Bunun nedeni UNCTAD’ın metaların fiyatlarını istikrara kavuşturmak istemesi ve bunun sonucunda da buğday fiyatlarının %40’tan fazla düşmesidir.
“Sürdürülemez kalkınma” kavramına Chomsky’nin yorumu şöyledir. İlaçların fiyatları kurulan mega-şirketler nedeniyle ABD’de bile insanların alamayacağı düzeye çıkarılmaktadır. Bu da üçüncü dünyada milyonlarca insanı ölüme mahkum etmektedir. Dünya Ticaret Örgütü patent konusunda ısrar etmekle bir ilacın daha ucuz imal etme yolunu bulan ülkeleri engellemektedir.
Filistin ve İsrail arasında devam etmekte olan barış süreci 1978 yılından beridir Camp David’ te ABD himayesinde gerçekleşmektedir. Ancak ABD’nin İsrail’i açıkça tutması bu sürecin bir türlü bitmememsine neden olmakta dahası İsrail’in Lübnan’a saldırmasına ve işgal ettiği toprakları ilhak etmesine neden olmuştur.
El-Aksa intifadası sırasında ölen ve yaralanan Filistinli insanların İsrailli insanlara oranı 15’e 1’dir. Bu da kullanılan güç ve imkanları açıkça göstermektedir. İsrail Filistin’e karşı orantısız bir tepki göstererek aşırı güç kullanmıştır. Bunun sonucunda da aslında uluslar arası düzeyde mahkum edilmiştir. Buna rağmen ABD İsrail’e yeni, gelişmiş bir saldırı helikopteri sevkıyatı yapmıştır.
Seattle da küreselleşme karşıtlarının gösterileri de Chomsky’ye göre “Dünyanın büyük bir bölümünde yoğunluğu giderek büyüyen ve gelişen yaygın bir duygunun yansımasıdır.” Örgütlenme ve insan çeşitliliği bunun etkin bir muhalefet olabileceğini göstermektedir.
ABD kendini koruma adı altında 100 milyar dolarlık bir füze sistemi kurmak için ülkeleri ikna etmek istemektedir. Bu da uzay programlarının tekrar hayata geçirilmesi olarak nitelendirilmektedir. Bunun sonucunda yerdeki hedefler artık uzaydan da vurulabilecektir ve ABD’nin gücü iyice pekişecektir. Kendini koruma içgüdüsü bir yana saldırı amaçlı olarak kullanılması da bir olasılık olarak görülmektedir.
Chomsky’ye göre “ ..devlet yetkilileri yoksul ve çalışan insanlara bu olanakları sunan devlet okullarının esaslı biçimde azaltma çabası içindedirler. Olan şu ki, temelde yoksul ve çalışan sınıfın okulları demek olan devlet okullarına kabul standartlarını yükseltiyorlar, ama kapasiteyi arttırmıyorlar, bu daha az kişinin okumaya hak kazanması anlamına gelir.” Bunun sonucunda da yılda 30,000 dolarlık özel okullarına gitmek bir seçenek olarak kalacaktır.
Çeşitli konuşma ve röportajlardan bir derleme olan bu kitabı seçmemin sebebi Noam Chomsky’nin yaşayan bir filozof olması ve Dilbilim alanında bir çığır açmasıdır. Dünyaya bu kadar çok olumlu katkı yapan insanların düşünce olarak farklı boyutlarda olabilecekleri bir gerçektir. Bu onların kişilikleri ve katkıları sonucundaki doygunluk ve sezgilerinin iyice gelişmesi sonucudur bana göre. Ben de Chomsky’nin bu durumu gözlemlemek istedim ve yaşayan bir insan olarak güncel olayları kendi aklıyla nasıl süzdüğünü gözlemlemek istedim. İkincil bir sebep de bugünkü dünyanın olaylara ki bunlar geçmişin mirası bize daha yakından bir göz atmak ve iyice özümsemek niyetimdi. Kitabın önsözünde olan “ tek yönden bakışın” ötesinde “öteki” bakışı da görebilmek arzusu beni kitabı seçmeye yöneltti. Ayrıca Chomsky’nin Türkiye’ye kadar gelmesi ve muhalif mücadelesine tanık olup da böyle bir merak geliştirmemek büyük bir eksikliktir. Türkiye’de yaşıyoruz ancak daha çok da dünyada yaşıyoruz ve dünya olaylarını alımlayıp doğru değerlendirmelere varmak ve bu şekilde ülke sorunlarımızı da dış gözlerden görmek çok ilgi çekicidir. Derinleşme çabamın bir sonucunda bu kitabı seçip okudum ve hedeflerimi gerçekleştirdim.
Devlet okullarının azaltılması ve özel okullara yönelimin sağlanmaya çalışılması Joel Spring’in ”Özgür Eğitim” adlı kitabında değindiği işçi ve yoksul çocukların, dolayısıyla toplumun, devlet tarafından kalıplara dökülme isteği düşüncesiyle çelişen bir görüştür. Özel okullar her ne kadar devlet kontrolünde olsalar da kendi görüş ve düşünceleri doğrultusunda uygulamalar geneldir. Örneğin özel okullar kendi bünyelerindeki öğrencilerin okula üniforma giymeden gelmelerine izin vermektedirler, dahası müfredatın dışına çıkılarak daha farklı etkinliklerde bulunma olanağını sunmaktadırlar.Güzel Sanatlar ve müzik eğitimi gibi uygulamalar özel okullarda genişçe yer almaktadır. Oysa devlet okullarında imkan ve eleman eksikliğinden dolayı böyle uygulamalar pek görülmez. Eğer devlet kendi isteği doğrultusunda toplumunu yetiştirmek istiyorsa, ki genel zorunlu eğitimin bir ayağı da budur, eğitimi farklılaşmış başka kurumlara bunu bırakmayacaktır. Chomsky’nin görüşü kapitalist sisteme bir muhalefettir ancak Spring’in de doğru düşündüğü bir gerçektir.
Home / ELT Materials / Coursebook Reports / Learn Turkish / Comics / ELT Conferences / Private Lessons / Online Translation / Links /